3 Mayıs 2010 Pazartesi

Günlükcan'la günlüklere dair...

Günlükcan;

Gidip, "gündelik yazmaya teşvik eder belki" teranesi ve günlük tutayım da ileride ünlü olursam bir de günlüklerimden kafa koparayım bahanesiyle 600 sayfalık defter aldım 3 ay önce. O deftere şahsiyet verdim de, sen oldun işte. Menşeini merak edersin diyedir sözüm.

İyi de, hepi topu 3 kez yazmışım, birer cümle. Neyse ki, her birini ayrı bir sayfaya yazdığımdan 3 sayfayı işgal etmişim. En azından bunu akıl etmişim. İşte şimdi senin tüm teşkilatın bu 3 cümle, eksiği de yok, fazlası da.

Günlükcanım, günlüğüm canım. Bana kızmadan önce bir düşün. Malumun veçhile şiir kitapları da böyle değil midir zaten? Her yaprakta 3 satırlık bir şiir, “aya baktım seni gördüm, sana baktım ayı gördüm” misali vecizeler, en yumurtlanmışından. Hadi bir tane de benden, kendimden ekleyeyim çift sarılı bir şey, en sarısından:

“Penceremin önü Konya asfaltı,
Derdimi dumanına kattım,
Çekip son nefesi attım,
Yüzümü dumana bana bana
İnadımın üstüne bastım,
Derman için duman gerekmez
İçmeyeceğim tekrar bu haltı”

Günlükcanım, yukarıdaki kaide zor(t)laması öyle alelade bir örnek değildir, bu öyle biline. Fizik ve sair hendese derslerindeki etki tepki, sebep sonuç münasebetlerini unutmaya yetecek kadar zaman akmadı henüz köprünün altından. Deli gönül bile sebep arar sevmeye hala. Bak bakalım ne yazar diplomanda. Mühendis mi yazar, derdin var. Bu kıymeti kendinden menkul vecizenin de elbet vardır bir esbab-ı nüzülü, artık her nereden inzal etti, yahut ettirildiyse.

Her kitapta bir şiir vardır ki, illa ki sigaradır esas oğlan. Yakarsan şiir olur, söndürürsen şiir olur. Yakar iki nefes çeker de söndürür, eline alır evirir çevirirsen destan da olur, kitap da hatta.

Öyle böyle 30 şiiri buldun mu kitabın tamamdır zaten. Al sana 30 yapraktan 60 sayfa. Ekle başına önsözü, bönsözü, şairin gelmişi geçmişini, sübülü sülalesini. Olur sana 100 sayfadan müteşekkil, tekmil bir şiir kitabı. Para verip aldığın mürekkebin yekunu, tüm 9 punto yazılar, 12 punto başlıklar dahil, işte 100 mısra yazacak kadardır ki, o da 300 kelimedir vasati hesap üzerinden ve 5 gram mürekkep eder mi, etmez mi bilinmez… .

İyi de günlükcan, dönelim şimdi benim defakto duruma. Şimdi 600 sayfaya yazdım 3 cümle 3 ayda, her biri bir sayfaya. Hesap edersen, yılda 12 sayfadan 50 yıl lazım doldurmaya. Hadi “önsözü, bönsözü, kendi evvelin, ezelin, gelmişin, geçmişin, yazarız hepsini sayfalara yaya yaya” dersen ve de bana bunu yedirsen, asgari 45 yıl gerekmez mi yine de tamamlamaya?

Ulan günlükcan, ben seni nasıl dolduracağım be günlükcan?

Kapağını mı koparıp güdük etsem, yoksa sayfalarını mı yolup yolup düdük etsem, haa ne etsem?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder